Sosyal imleme sitesi imlerim.com... Giriş Yapın veya kayıt olun siz de imleyin...


Sponsorlu Bağlantılar


Pkk Siteleri

Hükümet af konusunda ne yapacağını şaşırdı diye düşünürken; aklıma, şaşırma konusundan ziyade hükümet sözcüsü ve başbakanın konuşmaları arasındaki çelişkilerle af konusunda kamuoyu yoklaması yapıldığını tahmin ediyorum. Önce yeni bir af kanunu çıkarılabileceği ima edildi başbakanın ağzından, ardından hükümet sözcüsü çikip "gündemimzde af söz konusu değil" dedi. Bunları müteakip başbakan, gündemlerinde yeni bir af kanunu değil de mevcut TCK 221 maddesi üzerinde yeni bir düzenleme yapılabileceğinden söz ederek bu kanun maddesinin içeriğinin genişletilebileceğinden dem vurdu. TCK 221 şöyle diyor: ETKİN PİŞMANLIK Madde 221 - (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. (5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir. (6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.8.md) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.
yazımda ABD'nin, yapacağımız sınır ötesi operasyonu engelleyebilmek ve kamuoyunu sakinleştirmek amacıyla Kandil'deki örgüt başlarından birini veya birkaçını verecekleri öngörüsünde bulunmuştum. Oysa ABD elimize öyle bir şey verdi ki nereden baksan muamma. Verdikleri PKK/KADEK tarafından kaçırıldı mı? Kendileri teslim mi oldu? Hala daha çözülemedi umarım ki Genel Kurmay sorgularında karar olarak bir neticeye varır.
DTP’li vekil: Kürtçe bilen tercüman edinin Demokratik Toplum Partisi (DTP) Van Milletvekili Özdal Üçer, Ağrı parti binasında Kürtçe yaptığı konuşmadan sonra, Türkçe açıklama da yapmasını isteyen gazetecilere, Kürtçe bilen tercüman edinmelerini önerdi. Milletvekili Üçer, partisinin Ağrı il başkanlığı binasında düzenlenen bayramlaşma töreninde partililere Kürtçe konuştu. Konuşmasından sonra gazetecilerin, Türkçe açıklama da yapmasını istedikleri Üçer, "Türkçe açıklama yapmayacağım. Basın mensuplarından ricam şu: Ben söylediklerimi kendi dilimde söylüyorum. Sizler de Kürtçe bilen birer tercüman edinirseniz herhangi bir sorun yaşanmayacağını düşünüyorum" dedi. Üçer, bir gazetecinin, konuşmasında geçen ABD-Türkiye ilişkileri hakkındaki sorusuna ise Türkçe yanıt verdi. Üçer, AK Parti Hükümeti’nin Meclis içerisinde bulunan Kürt temsilcileri ile görüşme yerine ABD ile birlikte olduğunu öne sürerek, sözünü ettiği temsilcilerle diyaloğun geliştirilmesi halinde bu işin çok daha rahat çözüleceğini düşündüklerini bildirdi. Üçer, Şemdinli davası hakkındaki bir soruya da yine Türkçe olarak Türkiye’de binlerce insanın, haklarında herhangi bir sabit suç olmaksızın yargılandıklarını ve cezaevlerinde kaldıklarını, ancak haklarında sabit suç delilleri olan kişilerin serbest bırakıldığını ileri sürdü. AA Yukarıdaki haberi muhtelif internet sitelerinde ve gazetelerde görebilirsiniz. DTPli bir milletvekili partililere Kürtçe seslenmiş ve Türkçe açıklama isteyen gazetecilere; "Kürtçe tercüman edinin" diye tavsiyede bulunmuş. Bence hem gazetecilik hem de insanları Kürtçe öğrenmek zorunda bırakma konusunda oldukça salakça bir girişimde bulunmuş.
Biz, "Böyle bir harekâtı dünyada ancak beş ülke yapabiliyor" diye Ordumuzun savaş kabiliyeti ve kahraman pilotlarımızın vuruş yetenekleri ile övünürken, herhalde gelecekte Irak’ın kuzeyindekiler de, içinden geçmekte olduğumuz şu günlerden fotoğraf karelerini o günkü nesillerin önüne koyup, Barzani’nin bu dönemde ortaya koyduğu siyasi manevralarla şöyle övünecekler: "- Türkiye gibi dünyanın en güçlü ordularından birine sahip bir ülke, ‘PKK ile mücadele’gerekçesiyle ABD gibi dünyanın süper gücünü de yanına almışken ve üstelik Irak merkezî yönetimi de Türkiye-ABD ikilisine teslim olmuşken, Mesud Barzani’nin siyasi dehası, hem Irak’ın kuzeyinde bir devlet kurdu, hem de Kerkük’ün statüsünü kurduğu bu ‘Güney Kürdistan’ lehine değiştirmeyi başardı!" Evet, böyle bir orduya rağmen, gidişat maalesef bu yönde. Çünkü bizler, "Bütün dünya TSK’nın gücünü gördü, Irak’takiler dersini aldı, bu harekâttan sonra Barzani de herhalde Türkiye’nin adını ‘Bismillah’diyerek ağzına alır ve Ankara’ya bir şey söylerken mutlaka küçük harfler kullanır" diye kendi kendimize gelin güvey olurken, bakınız Barzani nasıl meydan okuyor: "- Türkiye büyük bir suç işlemiştir. Bunu çok sert bir şekilde kınıyoruz. Bu operasyonda sivil halk öldü ve yaralandı. Bu bizim tarafımızdan kabul edilemeyecek bir suçtur. Kürt halkının kanı bu kadar ucuz değildir!" Vay be.. Görüldüğü gibi Barzani korkmuş falan değil. Aksine daha bir efelenmiş. Adeta, "Ben adama hesap sorarım!" diyor, başka bir şey demiyor. Peki Barzani’nin bu sözleri üzerine, İngiltere Dışişleri Bakanı David Milliband ne diyor: "- Üçlü bir mekanizma kurulur, diyalog yollarına girilirse bu sorunlar daha kolay çözülür!" İşte Türkiye üzerinde oynanan operasyonun bütün şifreleri İngiltere, ABD, AB ve İsrail’in de tavsiyesi bu "üçlü mekanizma" da yatıyor. Zâten İngiltere Dışişleri Bakanı Yahudi. Tuhaftır, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da varlığını Yahudilerin güvenliğine adamış bir Evangelist. İşte bütün bu unsurlar aynı şeyi, yani "üçlü mekanizmayı" söylüyor, dayatıyor. Peki bu "üçlü mekanizma" ne? Tabii ki Irak’ın "merkezî yönetimi", "Türkiye" ve "Barzani.." Yani Barzani’nin Türkiye tarafından fiilen tanınması. Zâten işin bu safhası Ankara’dakilere kabul ettirildi ve Türkiye’ye ancak işte bu ‘kabulden’ sonra Irak’ın kuzeyine belli parantezler içerisinde harekât yapma izni verildi. Madem bu iş tamam, Barzani ne diye hâlâ "geriyor!" diyebilirsiniz. Barzani’nin şimdiki efelenmesi "tanınmanın da ötesinde" şeyler elde etmek için. O bir taşla üç kuş vuruyor, birinci kuş, Türkiye’deki PKK tabanı. Onu, "Kürt kanı bu kadar ucuz değil" diyerek vurdu, düşürdü bile. İkinci kuş ise bölgesindeki PKK’lıların muhtemel şer ve şiddetinden kurtulmak. Üçüncü kuş ise Barzani için çok daha önemli. O kuşun adı, Kerkük. Barzani "teskin olmak için" Kerkük’ü istiyor.
buraknet, ceneze, dhkpc, dursun, Dursun Karataş, Dursun Karataş kimdir, dursun karataş resimleri, ergenekon, fehriye erdal, hizbullah, hollanda, karataş, Kim Kimdir, Kumar, kurtuluş, mlkp, öldü, orgut,